Shopping cart

close
  • No products in the cart.

Return To Shop

ARİFLERİN SATRANCI OYUNU’NUN TARİHÇESİ

Satranc-ı Urefâ veya diğer adıyla Ariflerin Satrancı olarak bilinen oyun; kulun Allah’a ulaşma yolunda karşılaşacağı hâlleri açıklamak ve tarif edebilmek, onu hayat yolculuğuna hazırlamak için meşhur mutasavvıf âlim Muhyiddin İbnü’l-Arabî hazretleri (d. 1165/ö. 1240) tarafından tasarlanmıştır. Müslümanlar tarafından 800 yıldır oynanan Ariflerin Satrancı, halk arsında “Yılanlı Dama” veya “Osmanlı Satrancı” olarak da bilinmektedir.

Ariflerin Satrancı, farklı kavramlar ve tasarımlarla da neşredilmektedir. Bizim tasarımımızda, Cezâyirli âlim ve mutasavvıf Mauhammed b. El-Hâşimî’nin Arapça yazdığı ve Ariflerin Satrancı hakkında tek eser olan “Enîsü’l-Hâifîn ve Semîru’l-Âkifîn fî şerhi Satranci’l-Ârifîn” adlı çalışmanın orijinal Arapçası kaynak olarak alınmıştır.

Satranç üzerindeki kancalar, insanın şiddetle kaçınması gereken kötü ahlâkları; oklar ise edinmesi gereken güzel ahlâkları göstermekte olup, kancalar insanı derekelere ve alt mertebelere düşürürken, oklar ise üst derecelere ve âlî makâmlara yükseltmektedir. Tabloda yer alan gurur ve şeytan, her tehlike bittikten ve yüksek makâmlar elde edildikten sonra kalan çok tehlikeli kancalar ve ejderhalardır ki, başı kemâlin, yüksek mertebelerin yanında, kuyruğu ise zevâlin, düşük mertebelerin tâ dibindedir. Bu kancalara, tuzaklara düşen kişi, göğün yedinci katından yerin dibine düşer.

Satranc-ı Urefâ, “Nefsini bilen Rabbini bilir” anlayışında, insanın kendisini tanımasına ve “Biz Allah içiniz ve Allah’a döneceğiz” şuûrunda bir hayat yaşayıp,  “Rabbi kulundan râzı, kulu Rabbi’nden râzı” olarak  Hakk’a kavuşmasına vesile olmak için “Allah’a kılavuzlayan” bir oyundur.